by
on
under
tagged
Permalink

Başörtüsüyle, mini eteğiyle rant kapısı: Kadınlar

“Malafa: Dünyada aslında iki ırk vardır. Dolandırılanlar ve tecavüz edilenler. Beyazlar dolandırılır. Onun dışındaki renklerin ise ırzına geçilir, aynı beyazlar tarafından.” Hakan Günday…

“Dünyada aslında iki ırk vardır. Dolandırılanlar ve tecavüz edilenler. Beyazlar dolandırılır. Onun dışındaki renklerin ise ırzına geçilir, aynı beyazlar tarafından. Küçük boyutlu dolandırıcılıklar, ülkenin kadınlarından yeraltı ve yerüstü zenginliklerine kadar her şeyine sahip beyazların göz yummak zorunda kaldıkları bir durumdur. Sosyal patlamayı engelleyici bir durum vardır. Beyaz adamın, tecavüz edilenler iin uydurduğu başka bir katlanma yoludur. Geri kalmaya mahkûm ülkenin insanı, beyazan çarptığı parayla yetinir. Sokakta uyumasının, kız kardeşini satmasının, kentin beyaz semtlerine adım atmamasının bedelidir bu. Uygarlığıa köle olmanın maaşıdır. Kuzey Avrupa politikacılarının övdüğü sosyal adalettirç Ve dolayısıyla turizmi, Üçüncü Dünya ülkelerine bırakmıştır medeniyet. Orzına geçtiği halklara karşlığını verebilmek için. Böylece rahat uyurlar geceleri. Vicdanları zencilerden, Kızılderelilerden, Uzakdoğululardan, Araplardan korunur böylece… Bu ufak kazıklamalar bir zırhtır, yüzyılın imparatorlarının vicdanlarına.

Kinyas ve Kayra”

31 Ekim tarihinde türban, Meclis’e girdi. Reuters’a konuşan AKP vekili Nurcan Dalbudak, “Nasıl tepki vereceklerini bilmiyoruz ama meclise başörtümüze gireceğiz. Çalışmaya devam edeceğiz. Önemli bir devrin başlangıcına tanıklık edeceğiz ve biz bunda başrol oynayacağız. Bu çok önemli” diyerek  giriyor Meclis’e. (Hürriyet.com.tr – Meclis’teki türbanlı vekiller dış basında – http://www.hurriyet.com.tr/planet/25018981.asp)

Sonra herkes başlıyor konuşmaya. Şafak Pavey’in konuşuyor. Ve bence tüm konuşmasını şu sözleri özetliyor: “Bu konuşmayı olmayan bacağı siyaset sohbetine dönüştürülmüş bir kadın olarak yapıyorum.”

Kadın üzerinden siyaset…

Başörtüsü ile ilgili AKP vekili Belma Satır şu açıklamayı yapıyor:

“Bugün dinlediğim konuşmalardan dolayı memnuniyetimi belirtmek istiyorum. Hepimizin beklediği ortam bu. Bugün inşallah Türkiye’deki yasaklardan birini bitiriyoruz. Hac dönüşü buraya başörtüsüyle gelen arkadaşlarımıza hoş geldin diyoruz. Kadın üzerinden siyaset yapılması gündem maddesi olması hepimizin reddettiği bir konudur. (…)” (Hürriyet.com.tr – TBMM’de tarihi konuşmalar – http://www.hurriyet.com.tr/gundem/25018365.asp)

Recep Tayyip Erdoğan ve Kadıköy vapuru

“Kadın üzerinden başta siyaset”in yapılmadığı bir gün bile olmadı bu ülkede. Zihniyetin değişmesinin önemi de burada çıkıyor ortaya. Ne demiş Başbakan Erdoğan: “Kadıköy’den gelip vapurdan inenlerin durumunu görüyorum. Bunlar benim değerlerimle uyuşan şeyler değil…” (Hürriyet.com.tr – Ertuğrul Özkök – O vapurdan Tansu da inebilir – http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/23429130.asp) Sağolsun ve “hamdolsun” saygı duyuyormuş halimize. Benim giydiğim dar kot üzerinden konuşamayacağına göre hedefte yine kadınlar var.

Zeyid Aslan ve kadın gazetecilerin ‘bacak arası’

Yine hatırlayalım. AKP Tokat vekili Zeyid Aslan, kendisinin meclis bahçesinde koltukların üzerinde uyurken çekilen pozuna çok sinirlenmişti. (Gülüyorum) Durumu nedense “ahlaksızlık” olarak tanımlamıştı. Aslında haklıydı Zeyid Aslan. O kadar çok çalışıp yoruluyordu ki Meclis’in bahçesinde şöyle bir koltuğa yayılıp uyumayı sonuna kadar hak ediyordu! Umuma açık bir yerde uyumasının fotoğraflanmasını da ahlaksızlık olarak tanımlıyordu. Ahlaksızlık karşılaştırmasını da kadınların bacak arasına indiriyordu: “Ben sizin bacak aranızı çekip gazeteye bastırsam, bu ahlaksızlık olur. Değil mi?” (Haber.sol.org.tr – Küfürbaz AKP’liden kadın gazetecilere: ‘Sizin bacak aranızı çeksem…’ – http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/kufurbaz-akpliden-kadin-gazetecilere-sizin-bacak-aranizi-ceksem-haberi-76216)

Milli Eğitim Bakanlığı ve ‘karşı durduğu’ başörtüsü

Bülent Arınç, 22 Temmuz 2013 tarihinde Danıştay’ın 28 Şubat’ta ihraç edilen bir öğretmenin göreve iade kararı verdiğini ancak Milli Eğitim Bakanlığı’nın yasağın sürmesini istediğini şu sözlerle açıklamıştı: “Başörtülü öğretmene itiraz ettiğimiz maalsef doğrudur.” İtiraz ise “Anayasa’nın Başlangıç bölümündeki Atatürk İlke ve Devrimlerine Bağlılık ve Laiklik ilkesine” dayandırılmıştı. Haber Taraf’tan Hüseyin Özkaya imzası ile yayımlanmıştı. (Radikal – Hükümet başörtüsü için yasak istedi – http://www.radikal.com.tr/turkiye/hukumet_basortusu_icin_yasak_istedi-1142819)

Türkiye’nin ‘beyazları’ erkekleri; ‘3. Dünya ülkeleri’ kadınları…

Günday’ın kitabındaki alıntı üzerinden devam edersek beyazlar, biz erkekler oluyoruz bu ülkede. Tek yetkinliği turizm olan 3. Dünya ülkeleri ise kadınlar.

Kadın, siyasileştirilen bir malzemedir bu coğrafyada. Kadına tecavüz edilir. Kadın, ırzına geçildiğinde karşılığı cezasız kalmaya mahkûmdur. Küfürlerin hepsi bedeni üzerindendir. Küçük yaşta tacize, tecavüze uğradıysa “kendi rızası ile yapılmıştır”. Yani anlayacağınız “kafası her türlü itliğe çalışacak” kadar akıllıdır kadın. “Zehir gibidir” zihni! Tecavüze uğradığında aşağılanmaya, yok sayılmaya, ötekileştirilmeye ya da öldürülmeye hatta “orospu” olmaya mahkûmdur. Hayatı boyunca her zaman mücadele eder; Yolda yürürken, dolmuşa binerken, çalışırken… Derken 3-5 çocuk yapmaya, her şeyi yapmaya, ne giyeceğine ya da nasıl ilişki yaşayacağına hatta kiminle evleneceğine karışılan bir de üzerine ayak masajı yapan canlı türüdür kadın. Kadın, ilkeldir. Bir şeyi bilmez; üzerine yürümesi kolay; biz beyazlara atarlanması olay; iki kadeh içkiden sonra eve atılmaya adaydır.

Beyazlar böyle görür 3. Dünya ülkeleri ve topraklarını…

Söylesem de sussam da…

Demiş ya Fuzuli: “Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil”. Durum bundan ibaret benim için. Ve ne utanç, ne tiksinmek ne de başka bir kavram tatmin etmiyor bu akılları, ataerkil mahlûkların yaşamasına izin vermek için.

Ne yazar Bad’lik Amiri’nde: “İnsanın kendisini önemsemisi kendisinin kiralık katilidir. Bencillerse yaşarlar.”

Onun için Tayyip Erdoğan, lafla peynir gemisi yürür.
Onun için Kemal Kılıçdaroğlu, olmuşla olmuş olmalısın; çünkü olmuşa çare vardır.
Onun için Zeyid Aslan Meclis’teki kanepede uyumalısın; çünkü kadrajıma bacak aranı alıp fotoğrafını çekmek istiyorum. Ahlaklı bir şekilde…

Kağan Konçak – kagan.koncak@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir