Yırtıp Atabilmek İçin Yazılan Şiirler: Ali Deniz Uslu’nun “Asfalt Yengeci”

Güneşte Yangınali deniz uslu 2 - filhakikat

 

Güneş yanıyor

Dünya telaşlı

Kırma insanlık

Kendinden kaçıyor

Doğru yanılgı

Topraksız çamur gibi.

Mesai bitmeden kablolar sarıyor bahçeleri

Nedensiz gibi görünüyor bıkkınlık

Zaten akortsuz da hayatın sesi

Yarı yalnız yaşamımızda.

 

Modern hayata dair ruhsal sıkıntılar, gündelik yaşam dahilindeki yabancılaşma hissi, acımasız dünya düzeniyle uyumsuzluk ve kentli birey yalnızlığı… Yazar/gazeteci Ali Deniz Uslu kısa denemelerden oluşan ilk kitabı “Girdap Balıkçısı” ve nazım, nesir ve aforizmalarla bezeli ikinci kitabı “Karganın Duyduğu”nun ardından büyük çoğunluğu serbest nazımdan oluşan “Asfalt Yengeci” ile okuyucunun karşısında.

girdap balikcisi - filhakikat

Uslu önceki iki kitabındaki temaları bu sefer de mısralara taşımış. Karamsar tınlayan ama yine de umutlu olmayı salık veren, topluma ve hayata dair hayallerini yitirmemiş, onlardan vazgeçmemiş genç bir insanın dizeleri bunlar. İlk paragrafta bahsettiğimiz temaların yanında siyasal ve sosyal içerikli aşk ve barış şiirleri de Uslu’nun yapıtında kendilerine yer bulmuş:

 

İsmi Toz’du

 

Çirkin kediler tanıdım ama ruhsuzlar asla

Kuyruğuyla oynayanların gözleri denizdi

Burunlarında siyah birer nokta

Eli cebinde geldi bir tanesi yanıma; ismi Toz’du

Şehrin kirini giymişti üstüne

Mesafesini koruyarak girdi koynuma

Uykusunu paylaştı

Tüm Beyazıt’ı susturdu.

 

Şairin tarzı tekil, çokça kendine dönük ve günümüz dış dünyasını fona koyarak kendi yerini araştıran, eleştiren bir konumda. Bu yüzden Uslu’nun şiiri prizmatik bir yapıya sahip. Yaptığımız bu benzetmede “ışık”la tanımladığımız “yaşantı,” Uslu’nun zihinsel prizmasından geçerek “renk”lerine, yani şiirlerindeki gözlemlere, şikayetlere ve tespitlere ayrışıyor:

 

Yanılgı

 

Cini şişede tutmak dertleri

Bilseler şişe cinin kendisi!

 

Bireysel yönü ağır basan şiirlerde Uslu kendine hayatı boyunca musallat olmuş çok sayıda zebaniyi döverken, ortak yaşantımızdan birçoğuna da salvolarını gönderiyor. Şairin tekilliğe ve hatta münzeviliğe vurgu yapan üslubunun böyle bir olguya yer vermesi, metine zenginlik katan bir değişkenlik olmuş:

 

karganin duydugu - filhakikat

KK

 

Katiller kutsal

Kutsallar katil

Değişmez bu

İlk gününden beri dünyanın

 

Şiirlerin geneline baktığımız zaman, deniz ve İstanbul imgelerinin şair için büyük önem arz ettiğini görüyoruz. Özellikle İstanbul, tüm doğal ve tarihi güzelliği ve yoğun nüfusundan mütevellit çelişkileriyle şiirlere sıkça bir fon oluşturuyor. Ön planda ise hep Uslu ve hayata dair çıkarımları ve soruları var:

 

Vapur

 

Deniz mi daha soğuk, Kadıköy rüzgârı mı?

Ellerimde çıkmayan lekeler büyüyor.

Tamir edebilseydi keşke ruhlar,

Belki vapurlar bu kadar sık dolup boşalmazdı.

 

Gözlerin ardı fersah fersah katran,

Şehre çöken sis açlığı örtmüyor.

Şimdi de bu yüzen mezarda, kürekle dalga atıyorlar üstüme…

 

Bunlarla birlikte Uslu’nun Türk şiirin üstatlarına ince göndermeleri ise yapıtta denk geldiğimiz başka bir renk. Cemal Süreya’ya selam çaktığı şiir ünlü şairinkiyle aynı isimde:

 

Kahvaltı

 

İyi menemen yapanla

Tadında çay demleyen buluşursa

İşte o zaman çekilir bu dünya!

ali deniz uslu - filhakikat

Veya Dr. Onur Şenli’nin meşhur “Agora Meyhanesi” aşk nesnesini kaybederek, Uslu’nun kaleminde daha modern, daha karanlık ve varoluşçu sıkıntılarla bezeli bir 21.yüzyıl şiirine dönüşmüş:

 

Herhangi Bir İstanbul Akşamında

 

Duruyorum,

Ne yapacağımı bilmediğim için.

Herhangi bir İstanbul meyhanesinde,

Kadehim duruyor.

Tabağımda avizenin yansıması,

Sürahideki su titriyor,

Kavun bana bakıyor,

Peynir sırtını dönmüş.

 

Bekliyorum,

Kimin geleceğini, kimin gideceğini bilmediğim için.

 

Eserlerin okuyucu/dinleyici/izleyici üzerindeki etkilerinin süresinin kısaldığı ve bununla birlikte şiirin tür olarak unutulmaya yüz tuttuğu bir dönemde “Asfalt Yengeci” şairin samimiyeti ve yalın diliyle ilgi uyandırması gereken bir yapıt. Alıntıladığımız örneklerdeki karamsar üslubu göz korkutmamalı; önceden dile getirdiğimiz gibi Uslu’nun her halükarda umudu ve direnmeyi salık veren, nitelikli ve aydınlık bir üslubu var. Kaldı ki kendisi de sanki bu tespiti öngörmüş gibi, bir şiirinde buna yanıt vermiş:

 

Yırtıp Atabilmek İçin

 

İyi, güzel ve umutlu şeyler yazmaktan bahsediyorlar

Niye benim bunları yazmadığımı, yazamadığımı,

Güzel şeyler yaşansın istiyorum ben, yazılmasın.

Ruhu çürüten, vicdanı lekeleyen ne varsa yazıyorum o yüzden.

Canım istediğinde yırtıp atabilmek için

Yırtıp atabilmek için…

 

“Asfalt Yengeci”

Ali Deniz Uslu

Şiir

İnkılâp Kitabevi

 

Emre Karacaoğlu

https://www.facebook.com/emrekaracaoglu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir