Sonsuz iki

9

 

doldum, bulaştım

saymadım ellerini

çünkü hem var,

hem bir yok,

hem sonsuz iki.

dün gibi,

döndüm, dolaştım yazık.

etraflıca bulutlar,

acı bir sis dolu cam kenarları.

üstelik en sevdiğim kaldırımlar,

ne yapsam beni hatırlamazlar.

 

sonsuz iki, sonsuz iki

biraz kumru ve dolunay,

biraz kanat, gece ve rüzgar.

hiç olmadıkları gibi.

 

bilmiyorum hiç eğiliyorum.

başlayıp adınla sustuğumun hepsi,

çamurlu bir avuç ve şehir kuleleri.

 

sonsuz iki, sonsuz iki

foto by Mikko Lagerstedt

foto by Mikko Lagerstedt

bir tatsam, bir tatsam, bir tatsam.

evlerdeyim unutmaz uyumaya.

odalar, kapılar unutmaz,

kör derler unutmazlar.

kanımı içiyor şu kumrular,

sonra da uçup gidiyorlar.

 

bu çöl, bu deli küfürleri ve bu sonsuz sorular,

bu can, bu yeni şişeler ve sarsak adımlar,

doysam, doysam, doysam.

ikiye ayırsam peygamberleri

sonra sen fısıldasan.

 

mesela ölsem ayda.

var olsak o kadar yukarıda,

ya da sen gülsen.

gün öyledir, belli olmaz,

gülümsesen.

 

sonsuz iki, sonsuz iki

düşemiyorum hiç, bağırıyorum

kulaklarımı kesip,

adından diriliyorum.

bu titrek elli, serin, korkunç ve beyaz,

bu şanssız kanat, gizli, tatlı ve aç,

bu dolunay, kumru ve aşk.

sonsuz iki,

kanadında içimin renkleri.

 

 

 

yüzün var, dağılır su gibi,

yüzüm var, içsen yutamazsın.

sonsuz iki, sonsuz iki.

biliyorum,

sadece sen ve kan.

sadece ışığında görünen kıvrım çiçekleri.

adımla biliyorum

sadece sen

ve sonsuz iki.

 

Yazı: Yiğit Ünsay

Fotoğraf: Julien Legrand

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir