Pazarları da ağlarım

 

l

Geçenlerde bir akşam, CKM’de sahnem vardı. Kulis dışında bizle tanışmak isteyen bir teyze kapıda beni görünce çok mutlu oldu ve ağzından şunlar dökülüverdi:

-Bir aslan miyav dedi…

Bunu duyar duymaz, ben de onun oyununa katılıverdim ve şarkıyı epey yüksek sesle söyleyip güldük.

Güldük ama… Kadının gözleri ne renkti? Ayın altısından beri bunu düşünüyorum. Bir de pazarları…

Ve sanıyorum ki insanların gözlerini es geçtiğimden, yaptığım çizimlerde de göz olmuyor. İyi de neden? Hayır, bunu tartışmayacağım.

İş yerinde bir adam var. Gözlerimin içine bakarak “Reyisim ben” diyor. (Acaba göz rengimi şimdi hatırlar mı?)  Evliliğindeki konumundan bahsediyor ve benim de ona saygı duymumı istiyor. Ama duymuyorum. O, bunu bilmeksizin bu kez de eşinden bahsediyor bana. “Ama neden” diye soramıyorum. İşte çaresizlik böyle biş şey. Ve pazarı bekliyorum. Çünkü Pazar, tatil demek. Çünkü pazarlarda reçel tadı var.

Pazarları en keyif aldığım şey ise, benim adını “Salacak’lıları Koruma ve Yaşatma Derneği” diye ezberlediğim kahveye gidip kahvaltı etmek. Bir de fotoğraf çekmek. Pazar günleri her tür uğraş için çok güzel bir gün. Eğer o gün çalışmıyorsanız tabii…

-İyi de o zaman, pazarları niye ağlıyoruz?

Çünkü içimizde hiç dinmeyen özlemlerimiz var. İşte bayram, işte “kıl-iş-e-ler”; bir yanda hayat akıyor ve biz göz renklerini bile hatırlayamayıp insanların ev içi hâllerini bilir olmuşuz.

İnterneten makyaj yapmanın teknik videolarını izliyoruz ama ölü şairleri es geçiyoruz. Birbirimizi bir kaşık suda boğmak isterken, hitaplarımız “-cım” ile bitiyor. Annemize sarılmak istiyoruz. En çok ona… Ama o da zaten çok uzakta. Koyunlar kesilmesin istiyoruz ama kesiliyorlar. Biz de gidip döner yiyoruz. Yani bir şeyler, başlı başına yanlış. Ve uzayıp gidecek bu liste, keşke hiç oluşmamış olsaydı.

-Bre sen içimizi kararttın, derseniz de hem de sonu ünlemli; hayır, derim sonu önlemsiz. Hayatta harika şeyler oluyor. Biz de yapıyoruz. Ama bunu listelemeyeceğim, çünkü “Kime göre, neye göre?” diye sorma ihtimaliniz önceki örneğe göre çok daha yüksek.

Geçenlerde bir akşam, sahnem vardı. Adını, yaşını bilmediğim bir kadınla minik fareyi kükrettik. Göz renklerini sileriz.

Pazarları mı ağlamayacağım?

Yazı: Ezgi Gizem Gülümser

ezgizemgulumser@gmail.com

Foto 1: Varya Kolesnikova, Foto 2: Ahmad El Abi

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir