Melek Mosso: Korkusuz olmak beni daha fazla üretmeye itiyor

Söylediği şarkılarla son zamanlarda kendinden sıkça bahsettiren Melek Mosso, bu ay “Kedi” isimli single’ını Sony Müzik’ten yayınladı. Biz de Melek’le müziğini, hikâyesini ve gelecek planlarını konuştuk.

Şarkıların seviliyor, konserlerin büyük ilgi görüyor ama sana dair çok fazla bilgi yok. Seni senden dinleyelim mi?

Hayatımda tek istediğim şey şarkı söylemekti. Müzik ve sanatın içinde olmak çocukluğumdan beri hayatımın içinde. Sonra müziğin yanına tiyatro ve dans eklendi. Bir ara tiyatro ve müzik arasında gidip geldim ama müziği tercih ettim. Zaten müziği hiçbir zaman bırakmadım. Üniversite de müzik öğretmenliği okudum. Annem de, babam da öğretmen olmamı istiyordu. Kendimi bildim bileli sahnedeyim, öğretmenlik yaparken de sahne alıyordum. Sekiz yıl boyunca düğünlerde de hem çaldım hem söyledim.

Öğretmenlik sana ne kattı?

İki üç yıl İstanbul’da konservatuara öğrenci hazırladım. Özel bir kolejde hem ilk okul hem lise öğretmenliği yaptım. Bunlar harika deneyimlerdi. Çocuklardan çok şey öğrendim. Ne kadar yaratıcı olunabileceğini çocuklardan gördüm diyebilirim.

Üç yıl önce öğretmenliği bırakıp sokakta şarkı söylemeye başlamışsın. Herkesin kolay kolay verebileceği bir karar değil bu…

İstanbul’a geleli iki üç sene olmuştu. Hem öğretmenlik yapıp hem sahne alıyordum. Ailemi aradım ve “Depresyona giriyorum, yapamıyorum. Bu bana yetmiyor,” dedim. Öğretmenlikten mutsuz değildim ama şarkı söylemek istiyordum. Aynı zamanda sürekli yazıyordum: küçük senaryolar, hikayeler, monologlar… Bunlar çoğaldıkça üzerinize geliyor ve “Benimle ne yapacaksın?” diye soruyorlar. Yarattığın şeylerle de yüzleşiyorsun. Ailem, “Nasıl yapacaksın? Hep aynı şeyi yapıyorsun. Öğretmen ol,” dediler. Ama o yaz öğretmenliği tamamen bıraktım. Üç ay tatil yaptım ve döndüğümde direkt vapurda müzik yapmaya başladım. Zbam The Band diye bir grup vardı. Onları hiç tanımıyordum ama tanıştık ve onlara katıldım. Sonrasında hem sokakta hem de vapurda müzik yapmaya başladım ve hepsi bir arada büyüdü.   

İnsanlar şarkılarını dinlesinler diye çok emek sarf etmişsin. Şimdi durup düşününce “Artık oldu,” diyor musun?

En azından birilerine ulaştım. Ve kafamdaki müzik bir şekle şemale girdi. İki sene önce, “Bir albüm yapayım, insanlar şarkılarımı dinlesin,” takıntısındaydım. Sonra bu geçti. Müzik adına bir şey yapmak, müziğimin insanları geliştirmesini, bir işe yaramasını istiyorum. “Melek Mosso müziğiyle insanlara şöyle bir kapı açtı,” dedirtmek, şarkılarımla bir şeyleri değiştirebilmek istiyorum… Bu duygularda, hedeflerde, insanlarda olabilir. 

İşler her zaman istediğin gibi de gitmemiş. Böyle durumlarda kendini nasıl motive edersin? 

“Bu iş benim işim. Yapacaksam ben yapacağım, kimsenin benim için bir şey yapmasına gerek yok. Elimden geleni yapacağım, üreteceğim,” dedim hep. Bugün Sony olmasa yine çalıp, söyleyecektim. Sokakta ya da vapurda yine söyleyecektim. Çünkü sevdiğim şey bu. “Olmadı,” diyerek, kafamı eğip giden biri değilim, korkusuzum. İnsanlardan ya da durumlardan korkmam. Korkusuz olmak beni daha fazla üretmeye itiyor. Denediğim bir yol olmazsa başka bir yol denerim. Çaresizlik insanlara her zaman alternatif yöntemleri öğretir.

Sesini belli bir tarza oturtmak pek de mümkün değil. Sen yaptığın müziği nasıl isimlendiriyorsun?

“Şu müziği yapıyorum,” diyemem. Her tarzı söyledim. Müthiş bir elektronik müzik geçmişim var, iyi bir dinleyiciyim. Ailemden etnik, yöresel tavrı aldım. Bizim evde türkü, arabesk ve halk ozanları dinlenirdi hep. İlk bestemi 7 yaşındayken yaptım. Adı da “Beyaz Gelinlik”ti ve arabesk bir besteydi. Bulunduğun ortam ve kişiler seni tamamen etkiliyor. Sonrasında klasik müzik ortamına girdim. Orkestrada da, çok sesli korolarda da çalıp söyledim. Tabii ki metal ve rock müzikle iç içe olduğum bir dönem de vardı. Punk oldum; Saçlarım yeşil, her yerim piercing’le düğünlerde söyledim (gülüyor). Benim için önemli olan keyif almaktı. Şu an biraz daha geleneksel pop ve batı tarzını harmanlamış durumdayım. Ama, “Melek Mosso pop yapıyor ya da rock yapıyor,” gibi bir durum olmayacak. Fusion türkü çalmak ve bununla dünyaya açılmak istiyorum. Türkü benim özüm ve ondan asla vazgeçemem.

Ali Mert Alan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir