Hurafeciliğin Beşiği Anadolu’dan Korku Öyküleri

İyi korku edebiyatı bulmak oldukça zordur. Batı’ya bakın: Bu alanda yazılan romanların ve öykülerin iyilerini zaten Edgar Allan Poe, H. P. Lovecraft ve onların izinden giden Stephen King ve Clive Barker gibi muasırlar kaleme almıştır çoktan – ki çoğu zaman King ve Barker’ın yaptığı, folklorda yer alan ögeleri post-modernist dokunuşlarla yeniden kurmaktır. Bu tarzda yazılan öykülerde, modern yaşam unsurlarının –yani banliyölerin, arabaların, süpermarketlerin vs.– yanında binlerce yıllık geçmişi olan, nice efsaneye ait varlıklar belirir: cinler, cadılar vs. Özellikle Barker, bu anakronik unsurların yan yana gelmesiyle oluşan garipliği muzip şekillerde öykülerinde kullanmış, mizaha kayan nitelikli korku öyküleri kaleme almıştır.

Sağlam bir sözel kültür mirasına sahip olan toplumumuzda bu alt türün neden gelişmediği hep merakımı uyandırmıştır – ta ki Bilgi Yayınevi tarafından basılan “Anadolu Korku Öyküleri 2” elime geçene kadar. İlki Laika Yayınevi tarafından 2006 yılında basılan ve yedi öyküden oluşan bu derleme, küçüklüğümüzde duymaya alıştığımız ecinnilerin, uğursuz, tekinsiz mağaraların ve türlü yerel korku ögesinin bulunabileceği bir kitap. Öyküler, nitelik bakımından, yukarıda bahsi geçen aksakalların elinden çıkanlardan daha fersahlarca uzakta ama türün takipçilerini ve yeni yetişecek yazarları tetiklemesi bakımından ilgi çekici parçalar bulundurmakta. Özellikle Işın Beril Tetik ve Demokan Atasoy’un edebi üslupla kaleme aldıkları öyküleri takdire şayan.

Beklendiği gibi, öykülerin Anadolu’nun beldelerinde geçiyor oluşu Türk okuyucusu için ilgi çekici olacaktır: Derlemedeki yazarların çoğu bu yerelliği öykülerine iyi yedirmişler. Bunun yanında, ister istemez, Anadolu’nun hurafecilik adetlerinin öykülere nasıl yansıdığı da başka dikkat çeken bir unsur. Özellikle kadın yazarların kaleme aldıkları öykülerde, Anadolu’daki batıl inanışların nasıl bir cinsiyetçilik içerdiğini de görebilmekteyiz: Uğursuzluk getiren kadın, kurban edilen genç kadın, ecinniyle temas halinde olan yaşlı kadın vs. Yanlış anlaşılmasın; derlemedeki bu eğilimin bir hata değil de gerçekçi ve eleştirel bir gözlem olduğu kanısındayım. Evet, öyküler “korku” gibi çoğu zaman dudak bükülen bir alt türe ait olsalar da Anadolu’daki kadına bakışı yansıtmaları açısından oldukça gerçekçi bir yanları var.

Küf kokulu evler, duaların etki etmediği cinler, anlamları gizli semboller vs. “Anadolu Korku Öyküleri 2” yerli malı korku edebiyatı için fena bir başlangıç değil. Serinin birinci kitabı da Bilgi Yayınevi tarafından yeniden basılmış.

“Anadolu Korku Öyküleri 2”

Işın Beril Tetik, Umut Dülger, Ayşegül Nergis, Demokan Atasoy, Koray Günyaşar, Galip Dursun, M. Berk Yaltırık

Bilgi Yayınevi

208 sayfa

 

Emre Karacaoğlu

https://www.facebook.com/emrekaracaoglu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir