Gökhan Bölükçü: Samimiyet, gerçeklik ve yaşanmışlıklar

Gökhan Bölükçü Samimiyet, gerçeklik ve yaşanmışlıklar_filhakikat

Küçük yaşlardan itibaren müzikle iç içe olan Gökhan Bölükçü, “Senin Gibisi” adlı albümünü yayınladı. Kıraç’ın “Benim Velihatım” dediği Bölükçü’yle müzik piyasasını ve şarkılarını konuştuk.

Müzik hayatınıza Gaziantep’de başlamışsınız. Gaziantep ve çevre illerde sahne almışsınız. Artık İstanbul’da yaşıyorsunuz, alıştınız mı bu şehre?

İstanbul›un dillere destan olmuş güzelliği tartışılmaz. Fakat kalabalık ve hızlı bir şehir olması maalesef çoğu zaman bunaltıyor ama buna rağmen İstanbul›u seviyorum. Çünkü kalabalıklar içinde yalnız kalmayı başarırsanız İstanbul›un tadı o zaman çıkıyor. Akşam serinliğinde şöyle bir Kadıköy-Moda sahilinde tek başıma denizi seyrederek yürüyüş yapmayı çok seviyorum. İşte o vakit İstanbul’u ve kendimi dinliyorum.

Konu “müzik dünyası” olduğunda sizin İstanbul’la aranız nasıl?

Eğer kişi başarı peşindeyse bu sektörde İstanbul’un tozunu yutmak, bu sektörün yazısız kuralı. Onun dışında yeni isimleri zor kabul eden bir sektör ve kamera önünde göründüğü gibi aslında kimsenin kimseye destek verdiği yok. İnsanlar kamera önüne çok da inanmasın. Sürekli bir oyalama, “mış” gibi yapma olayları had safhada… Samimiyetten uzak insanlar sektörde ipleri tutmuş. O yüzden müzik konusunda İstanbul ile aram çok iyi değil ama sektör dışında İstanbul harika bir şehir.

Kıraç, sizin için “Benim veliahtım” diyor. Kıraç’la nasıl tanıştınız? 

2015 yılında Kıraç’la birlikte bir konserde yer almıştık ve benim için bu sözleri sarf etmişti… Türk müziğinin değerli isimlerinden ve önemli müzik adamlarından birinin benim için bunları söylemesi mutluluk vericiydi. Kıraç’la nasıl tanıştığımıza gelince, kendi stüdyosunda tanıştık. Tabii bizi bir araya bir başka önemli bir müzik adamı getirdi, müzik direktörüm Cengiz Köroğlu… Türkiye’de dillere pelesenk olmuş birçok hit şarkının müzik direktörlüğünü yapmış olan  Cengiz Köroğlu, aynı zamanda Kıraç›ın da albümlerinde birlikte çalıştığı bir müzik profesörüdür. “Kim bu adam?” diye merak eden okurlar, kısa bir araştırmanın ardından neden “müzik profesörü” dediğimi anlayacaklar. Albümünüzde bir şarkıya da eşlik ediyor.Ben Kıraç’a bestelerimi dinlettim, sağ olsun kendisi de beğendi ve fikirler sundu… Sonrasında da düet yapma fikri doğdu. Ardından da albümümde yer alan sözü ve müziği bana, düzenlemesi Cengiz Köroğlu›na ait olan “Hüzün Sisleri” şarkısında birlikte bir düete imza attık.

Albümde Bertuğ Cemil’le de bir düetiniz var. Bertuğ Cemil’le yollarınız nasıl kesişti?

Benim için kıymetli insanlardan birisi de Bertuğ ağabeydir. Bertuğ ağabey ile 7 yıl önce bir sosyal medya platformunda tanıştık. O günden bu zamana kadar iyi bir abi-kardeş olduğumuzu düşünüyorum. Sağ olsun bana öğretileri de çok olmuştur. 2010 yılında Kadıköy›de kendisinin «Geldim Gördüm Sevdim» albümünün kayıtlarının yapıldığı bir stüdyo da buluşmuştuk. Orada albümde yer alan parçaların dışındaki şarkılarını dinlerken playlist kendi kendine akıp gidiyordu. Sıradaki parça düet yaptığımız parça olan “Elbet Yanarsın”a geldiğinde birden irkildim ve can kulağıyla dinledim. Ardından çok beğendiğimi dile getirdim ve sağ olsun kendisi de bana bu parçayı armağan etti. Sonrasında albümün en nadide parçalarından birisi olarak albümdeki yerini aldı.

Son single’ınız 90’lı yılların Türkçe pop şarkılarını andırıyor…

Açıkçası bu değerlendirmeniz beni mutlu etti. 90’lar biliyorsunuz kaliteli müziğin son demleriydi. Günümüzde bir çok müzik insanı hâlâ 90›ların ekmeğini yiyor. Eski şarkıların yeniden düzenlenip piyasaya sunulması da buna apaçık örnek zaten. Çünkü o dönem şarkılarında bir gerçeklik, bir samimiyet vardı ve insanlar o şarkılarda kendilerini buluyorlardı. Ben de şarkılarımı yazarken ya da bestelerken yaşanmışlıklardan izler taşımasına gayret gösteriyorum. Gerçek duyguları vermeye çalışıyorum. Çünkü insanlara deneyimlemediğiniz gerçeklikten uzak duyguları vermeye kalkarsanız bu yapay kalır.

Müzikal anlamda sizi besleyen duygular neler?

Benim beslendiğim üç kaynak var. Samimiyet, gerçeklik ve yaşanmışlıklar… Eğer söylediğiniz gibi ben de 90’lar tadında bir eser ortaya çıkarabildiysem ne mutlu bana. Ki yeni yaptığım ve yapmakta olduğumuz eserlerde deneyimlediklerimi her daim kaliteli söze nasıl döker ve kaliteli müzikle nasıl buluştururum derdindeyim. Kendi yazdığım şarkılar ve besteler dışında dışarıdan bana gelen eserleri de incelerken aynen bu kıstaslara dikkat ediyorum. Ve bunu kalben yoğurup dinleyicilerimize aktardıktan sonra böyle dönüşler almak beni oldukça mutlu ediyor.

Ali Mert Alan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir