Evgeny Grinko: Film müziklerini çok seviyorum

976eccda-e8b4-4d67-9e88-1d8d340379f5

Sosyal medyada dinlenme rekorları kıran, Türkiye’de de geniş bir hayran kitlesine sahip olan genç bir piyanist Evgeny Grinko. Daha önce ülkemizde iki kez konser veren Grinko, bu kez de Ankara, İzmir, Eskişehir, İstanbul ve Konya’yı içine alan bir Türkiye turnesine hazırlanıyor.

Moskova yakınlarındaki Zhukovsky isimli küçük bir kasabada yaşıyor Evgeny. Müziği o kadar güçlü ki, dünyanın birçok yerinde farklı kültürlerde milyonlarca insanı müziğiyle bir araya getiriyor. Kimini hüzünlendiriyor kimini de sakinleştiriyor… Türk hayranlarının da söylediği gibi harika işler yapıyor. Onu henüz keşfedenlerin hayıflandığı, dinlemeyenlerin daha fazla geç kalmaması gereken biri Evgeny Grinko. 8 Aralık’ta başlayacak olan Türkiye turnesinin bitiminde, oldukça ilgi gören ‘Ice For Aureliano Buendia’ adlı albümünün Türkiye baskısını çıkaracak ve albümün içinde bonus şarkılarda yer alacak. Piyanosuyla duygulara hitap eden genç müzisyenle turne öncesi konuştuk.

Müziğinin, Türkiye’de bu kadar çok ilgi görmesi seni şaşırttı mı?
Hem de çok… Hatta “Benim için sürpriz oldu” dersem yalan söylemiş olmam. Bu konuyu ne zaman düşünsem, şaşırıyorum. Ama bu ilgiden gerçekten çok mutluyum.

Daha önce İstanbul’da konser vermiştin. Şimdi de 5 konserlik bir turne için Türkiye’ye geliyorsun. İstanbul’un yanı sıra Ankara, Konya, Eskişehir, İzmir gibi şehirlerde de sahne alacaksın. Bu şehirler konusunda herhangi bir bilgin var mı?
Gerçeği söylemem gerekirse İstanbul haricinde diğer şehirler hakkında çok az şey biliyorum. Ancak yeni şehirler görmek ve oralara has şeyler öğrenmek için bu turne çok iyi bir fırsat olacak.

CANLI ÇALMAK MÜZİĞİM İÇİN İYİ

Türkiye’de kendi ülkeniz olan Rusya’dan daha çok tanınıyorsun…
Sanırım bu doğru. Yakın zamanda sosyal ağlardaki bütün istatistikleri topladık. Facebook ve Youtube sayfamıza bir yıldır Türkiye’den daha fazla ziyaretçi alıyoruz. Galiba bu da Türkiye’de internetin gelişmiş olmasıyla ilgili bir durum. Ayrıca ülkenizde insanların enstrümantal müziğe daha yatkın olduğunu düşünüyorum.

Yalnız kalmaktan hoşlanan, insanların arasına karışmayı çok da sevmeyen bir adamsın ama her geçen gün ismin daha da büyüyor. Bu durum seni korkutuyor mu?
Evet, bazen çok zor olabiliyor. Yine de üstünde çalışıyorum. Canlı çalmak müziğim için iyi; bu duyguyu seviyorum. Çünkü dinleyici ve müzik arasındaki mesafeyi kaldırıyor.

Enstrümantal bir müzik icra ediyorsun. Günün birinde müziğine vokali de dâhil etmeyi düşünüyor musun?
Evet, bu aralar sıklıkla düşünüyorum. Ama ikinci bir Sinatra, Kurt Cobain ya da Thom Yorke nerede bulabilirim, onu bilmiyorum.

Aynı zamanda sinematik bir müzik yapıyorsun. Şarkılarından biri bir sinema filminin müziği olsa hangi film olmasını istersin ve bu hangi şarkın olur? 

Film müziklerini çok seviyorum. Çünkü müzik ve görüntünün bir arada bulunması izlenimi güçlendirebilir. Sorunun cevabına gelirse de önce ‘Lars Von Trier’in filmleri diye düşündüm. Sonra 1960’ların filmleri için müzik yazmak istedim. Şu aralar herhangi bir film için müzik yapmaya hazırım. Ama bu iyi bir film olmalı. Sinema salonlarında dolaşıp duran bir fast-food ürünü değil.

Peki, kimleri dinliyorsun,  ilhamını nelerden alıyorsun?
Son aylarda Rene Aubry ve François de Roubaix dinliyorum. Güncel klasik müziği sevmiyorum ve kesinlikle ‘güncel klasik müzik’ diye bir şeyin olmadığına inanıyorum. Philip Glass ya da Yann Tiersen’den bahsedersek, onlar müzik yaratmak için klasik enstrumanlar kullanan minimalistler. İlham konusuna gelecek olursak da yalnızca müzikten ilham alırım; ya çalarken ya dinlerken. Ancak bu şekilde ilham gelir. Konserlerde görüşmek üzere…

Ali Mert Alan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir