DERNEK GECESİ KONUŞMASI

DSC_8188

Geçtiğimiz günlerde Filhakikat’ta yazılarıma rastlayan bir STK temsilcisi, beni Samsun Dernekleri Federasyonu gecesine konuşma yapmak üzere davet etti. Bu beni çok duygulandırdı, zira yazılarımın ilgi görmesi çok hoşuma gitti ve tabii Samsun’da uzun yıllar geçirdim ve işim vesilesiyle hala sık sık uğruyorum. Konuşmamı sizlerle de paylaşmak istedim.

Sevgili dostlar,

Samsun Dernekleri Federasyonu’nun vesile olduğu bu özel gecede yeniden bir aradayız. Hepimizin daha da endişeli hissettiği bugünlerde, kökenlerimiz ve çocukluğumuz anlamına gelen memleketimizin ve hemşerilik bağlarımızın anlam ve önemini bir kez daha kavrıyoruz. Bütün bu duyguların haklı kıvancıyla sayın dernek başkanımızı, sayın milletvekillerimizi ve siz değerli hemşerilerimizi en içten duygularımla selamlıyor, hepinize bir kez daha hoş geldiniz diyorum.

Değerli hemşerilerim, sizlere sormak istediğim, cevabı hem çok kolay hem de çok zor bir soru var. O da şu: Samsun neresidir? Sinop’un doğusu, Tokat’ın kuzeyi ve Ordu’nun batısı mı? Samsun’un neresi olduğuna bu kadar kolay yanıt verebilir miyiz? Samsun’u harita üzerinde göstermek, barındırdığı ilçeleri sayıp sınırlarını belirtmek bu kadar kolay olabilir işte; ancak bu Samsun neresidir sorusunu yanıtlamaz. Yalnızca bizi yanıtlamamız gereken başka bir soruyla karşı karşıya bırakır: Samsunlu olmak ne demektir?

bafrapidesi5Değerli hemşerilerim, lütfen düşünün: Bir Samsunlu nasıl belli eder kendini? Bir Tokatlının, Sinoplunun, Ordulunun, Amasyalının, İzmirlinin gözünde Samsunlu kimdir? Ne yer, ne içer, nasıl konuşur? Nedir Samsunlunun alamet-i  farikası? E’leri açık söylemesi mi, elli beş deyişi mi? Arabasına yapıştırdığı ve eğer yolu Trabzon’a düşerse arabanın camlarının inmesine neden olacak Samsunspor çıkartması mı? Yoksa Bafra Pidesi’ne yönelik vazgeçemediği düşkünlüğü mü – hafta sonu geldiğinde, nerede, hangi coğrafyada olursa olsun Bafra Pidecisi arayışı mıdır Samsunluyu Samsunlu yapan? Değerli hemşerilerim, bakın ne diyorum, lütfen beni ciddiye alınız, ben New York’ta, Londra’da, Kuzey Irak’ta Bafra pidecisi arayan Samsunlularla karşılaştım.

Gördüğünüz gibi bütün bu tanımlar eksik kalıyor. Samsunlulukta bütün bunları aşan bir unsur vardır. Samsunlu olmayı, ne açık söylenen e harfi, ne de Bafra pidesi tutkusu açıklayamaz. Samsunluluk bütün bunların ötesinde bir şeydir. Samsunluluk, değerli hemşerilerim, bir mucizedir. Sizler bir mucizesiniz, hepimiz bir mucizeyiz.

Peki, değerli hemşerilerim, Samsun il ve ilçe sınırları belirli bir şehir midir? Böyle ise Samsun çok sıradandır, hiç özel bir yanı yoktur, altı üstü biraz toprak biraz asfalttır. Samsun’a gitmek, o zaman, hem çok kolaydır,  hem de çok zordur. Kolaydır, bir uçak, araba ya da otobüs yolculuğuna bakar, bir miktar da paraya ve zamana. Zordur, çünkü kim kalkıp sıradan, diğerleri gibi başı sonu belli bir coğrafyaya gitmek için, parasından ve zamanından olmak ister ki?

Değerli hemşerilerim, bütün örnekler göstermektedir ki, Samsun yalnızca Sinop, Tokat ve Ordu tarafından çevrelenmiş bir kara parçası değildir. Samsun, bir kara parçası olarak kabul edilemez, bu ona yapılacak en amansız hakarettir. Samsun, Samsun’da başlayan ama oradan taşan ve sonsuza doğru uzayan bir şehirdir.

Size bir sır vereceğim sevgili hemşerilerim: Hemşeri derneklerimiz Samsun’un ta kendisidir. Masasıyla, sandalyesiyle, çay ocağıyla ve yapma çiçeğiyle Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış bu dernekler Samsun’un ta kendisidir. Buralara gitmek, Samsun’a gitmektir, buraları sevmek Samsun’u sevmektir. Bazen Samsun bir plastik sandalyedir, bir çuha bezdir: Samsun, bu kadar mukaddes bir şeydir işte, alakalı olduğu her eşyaya, bir üslup verir, bir anlam verir, bir coşku verir.

Dolayısıyla, değerli hemşerilerim, bu gece hepimiz Samsun’dayız. Yeter ki bir arada olalım. Pideyi kıymalı da sevsek peynirli de, e’leri açık da söylesek kapalı da, bir mucizeyi var ettiğimiz zaman Samsun’dayız ve Samsunluyuz.

Hepinize teşekkür eder ve saygılarımı sunarım.

Gece, Hüseyin Şentürk ve Sami Şimsek’in birbirinden güzel türküleri ve geceye katılamayanların mesajlarının okunmasıyla devam etti. Ben 22.30 gibi ayrılmak durumunda kaldım.

Musa Acar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir