Bülent Akyürek: Sayfaları boş manası derin bir kitap yazdım

140220142204569493922

Bülent Akyürek kaleme aldığı deneme kitaplarıyla çok okunan, tespitleriyle olay yaratan bir yazar. Akyürek’le sayfaları bomboş olan yeni kitabı “Felsefeden Acil Çıkış”ı konuştuk.

Türkiye’nin en sıra dışı yazarı kim diye bir liste yapacak olursak Bülent Akyürek kafadan ilk beşe girecek bir isim. Çünkü o yazdığı kitaplarla, yaşamıyla, cesur cümleleriyle gerçekten alışılmışın dışında bir yazar. Kalemi çok sert, cümleleri kışkırtıcı, yazdıkları oldukça cesurca. Onun tespitlerini okurken şaşırıyorsunuz, tebessüm ediyorsunuz. Bazen de “Yok artık” diyorsunuz.
1969 yılında Elazığ’da dünyaya gelen yazar Ankara’da yaşıyor. Çay ve sigara onun temel gıdaları arasında. Akyürek 17 yaşından beri yazıyor. Hayatının bazı dönemlerinde garsonluk yaparak, kağıt toplayarak geçimini sağladı. Hayatı hastalıklarla geçti, beş sene felçli kaldı ve özellikle felç olduğu dönemde binlerce kitap okudu. Otuz beş yaşına kadar ateist olarak yaşayan Bülent Akyürek’in yolun yarısında dünya görüşü değişti ve Müslüman oldu. Bu olayın nasıl gerçekleştiği ile ilgili olarak “Rüya görüp hidayete erdim… Benim dünya görüşüm değil ahiret görüşüm değişti. Eskiden ölünce tezek olacağıma inanıyordum şimdi tezek olmayacağımı anladım!” diyor.

KAVGA KİTAPLARI

Underground romanlar yazarak edebiyat hayatına başlayan Akyürek ABD, Irak’a girdiğinde “Bundan sonra Batı’yla hesaplaşacağım ve kavga kitaplarına yöneleceğim” dedi ve deneme kitapları yazmaya başladı. “Yılgın Türkler” isimli kitabı yazdı, yazarın kaleme aldığı konular ve tespitleri büyük ilgi gördü. Sonrasında kişisel gelişime dair ne varsa yerden yere vurduğu “İçinizdeki Öküze Oha Deyin” kitabıyla rekor sayıda baskı yaptı.  Ardından “Öğlen namazına nasıl kalkılır” isimli kitabıyla yine kışkırtıcı, cesur, kimi zaman asap bozan bir modernizm eleştirisi yaptı. İsrail’in Mavi Marmara Gemisi’ndeki insanlara yaşattığı zulmün ardından ‘Mavi Marmara Risalesi’ isimli kitabını kaleme aldı.

KONFERANSLARLA ANLATIYOR

Akyürek; herhangi bir tanıtım, reklam, PR olmaksızın sadece okuyucusun desteğiyle büyüyen bir yazar. 25 yıldır yazan, anlatan, konferanslar veren bu sert kalem ‘Felsefeden Acil Çıkış’ isimli yeni kitabını bu hafta yayımladı. Kitap tam 128 sayfa. İçinde ne mi yazıyor? Hiç. Kitabın sayfaları bomboş. Akyürek’e şakayla karışık olarak bu kitabı yazarken zorlandınız mı diye sorduğumda o gülerek “Sayfaları boş olan yeni kitabımın 128 sayfada bitmesinin sebebi şu: Çünkü söyleyeceklerim orada bitmişti” diye söze başlıyor.   Ardından ustalık dönemi eserinin çıkış hikâyesi anlatıyor: “Yirmi beş yıldır kitaplarım yayımlanıyor. Çok sert kitaplar yazdım, sayısız konferans verdim ama 24 saat futbol ve siyaset konuşan medyaya, topluma karşı bir protesto olsun diye sayfaları boş manası derin bir kitap yazdım. Kafamda yazdığım ama kitaba yazmadığım bir eser yayınladık, şimdi olacakları izliyorum, boş kitabıma konferanslar vereceğim, medyada anlatıyorum, okurlarımla, yarenlerimle birlikte o boşluğu konuşarak dolduruyoruz”. Ayaklarındaki rahatsızlığın tekrar etmesi nedeniyle odasının beyaz tavanı seyrederken  boş sayfalı bir kitap yazmaya karar veren yazara  “Kitabın satılmama riskini düşündünüz mü?” dediğimde de Akyürek “Yirmi beş yıllık birikimimi riske ettiğimi düşünenler oldu, hayır, benim erkekçe çektiğim bu resti insanlar alkışlayarak, gülerek karşıladı, kitabım iyi satılıyor, satılmasa bile mesajı vermiş olacaktım zaten” cevabını veriyor. Kitabın üç günde dört baskı yaptığını da söyleyeyim. Ayrıca kitabın başta Kürtçe, Almanca, Fransızca ve İngilizce olmak üzere pek çok dilde basılacağını da belirtelim!

DÜNYAYI SEVMİYORUM

Dediğim gibi Bülent Akyürek sert bir kalem, son kitabının sayfaları boş olsa bile televizyonlarda kitabını anlatırken yine sert, tavizsiz cümleler kuruyor. Kendisiyle ilgili olarak “Hiç süslü bir yazar olmadım; sokaktayım, dünyayı sevmiyorum, nefes alıp vermek geviş getirmeye dönüşmesin diye bütün kavgalara girdim” diyor. Sonuna kadar haklı. O, kitap yazarken bir ay yurtdışında inzivaya çekilen kalemlerden değil. Bülent Akyürek yolda gördüğünüzde “Yol param yok, bir minibüs parası verir misin?” diyeceğiniz mahalle abilerinden. Ayaklarıyla ilgili rahatsızlığı halen devam eden, çoğu zaman yürümekte zorlanan bu sert kaleme daha çok konferans vermesini, ona yolların dar gelmesini diliyorum.

Ali Mert Alan

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir