Britanya’nın gerçek Kralları; David Gilmour ve Keith Richards

David & Keith

Uzun süredir beklediğim David Gilmour’un “Rattle That Lock” ve Keith Richards’ın “Crosseyed Heart” isimli yeni albümleri için neredeyse her gün malum siteleri kontrol etmekten bitap düştüm.

Bu arkadaşların kimler olduğu ve ne kadar değerli eserlerle dünyamızı renklendirip, yaşama tutunmamızı sağladığını anlatıp kafanızı ütülemek niyetinde değilim. Ancak sevincimi de sizlerle paylaşmak istedim.

Kanaatimizce David Gilmour Pink Floyd’a katıldığı günden itibaren emsalsiz gitaristliği ve gülümseyen duruşuyla grubu ele geçirmiştir. (zaten Floyd öncesi mankenliği malumunuz..) Kendisinin 2006’da çıkan önceki solo albümü On an Island’ı bitmek bilmeyen bir iştahla defalarca dinlemiştik. Sonrasında ise son Pink Floyd albümü The Endless River’a kadar kendisinden haber alınamamıştı. Değer verdiğiniz insanlar vardır. Tanışmanız imkansız olsa da hayatınıza kattıklarıyla sevmekten öteye geçtiğiniz insanlar. David Gilmour benim için o listede her daim baş köşede oturur. Seneler önce bi arkadaşımla sohbet ederken “ abi sanırım David’in gidişini göreceğiz,çok üzüleceğiz ama hayat böyle ..” demiş “ öyle ama Keith Richards hepimizi gömer olm “ cevabını almıştım.

Biliyorsunuz Keith normal bir insan olsa şimdiye kadar defalarca ölmesi gerekirdi. Bu konuda yapılan şakalar çoktur ve en bilineni “3. Dünya savaşı çıksa bi tek hamamböcekleri ve Keith yaşamaya devam eder..”dir. Gerek olağanüstü gitaristliği ve bestekarlığı gerekse “Sex Drugs & RockNRoll “ yaşam tarzının sözlük anlamı olması sebebiyle kendisini sever sayarım. Mick Jagger olmadan Stones olmazdı ama “ Keith olmadan Rock N Roll olmazdı.. “ demek abartı olmaz.

30 yaşımda hayatıma iki şey girmiştir ; Stones ve Rakı.. İkisi için de, arada harcadığım zamanı kapatmak için elimden geleni fazlasıyla (ve hala) yapıyorum. Yukarda bahsettiğim o sevdiğiniz insanlara biri laf etse nasıl reaksiyon gösterirsiniz bilemiyorum ama birisi Keith’e kötü söz söylese çok pis dalarım onu çok iyi biliyorum.

David Gilmour zaman içerisinde neredeyse tatlı bir dede veya bilge bir amca havasına girmişse Keith hiç değişmemiş giderek daha da puştlaşmıştır. Birisine gidip rahatlıkla hayat hakkında tavsiyeler alabilirken diğeri sizi kahkahalar atarak bi uçurumdan atabilir.

Zaman geçiyor ve sanırım ikisinin de son albümleri olabilir. (umarım yanılırım) Bırakın Pink Floyd veya The Rolling Stones hayranı olmayı sırf bunun için bile bu albümleri dinlemeniz gerekiyor. Burada bu iki değerli ismin yeni albümlerini eleştirmeye veya övmeye kalkacak kadar hadsiz biri değilim. Ancak şu kadarını söyleyebilirim ; ikisi de muhteşem..

Merak ettiğim bişey var; acaba bi araya gelseler Rock N Roll dünyasının en önemli iki ikonu acaba hangi şarkıları çalarlardı ? Floyd’dan mı Stones’dan mı yoksa her fırsatta hürmetlerini sundukları BB King veya Muddy Waters’dan mı ?

Gregor Noir

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir