by
on
under
tagged
Permalink

Bir Kasap Hikayesi!

Bir kan damlası düştü taş zemine. Pıt sesi geldi. Ama duyan olmadı. Halbuki biz yağmur damlalarının sesini hiç kaçırmayız. Bırakırız kendimizi romantizmin kucağına, her damla ayrı bir kaybolma anıdır. O an severiz insanlığımızı. Ahh ne güzeldir yağmur damlasında romantizm ile boğulması.(Ölümüm elinden olsun ey yerde şahlanan yağmur damlası.)

O kan ısrarla bir daha damladı! Belki bir itiraz sesi duyulur diye bekledi. Damladığı ile kaldı. Bütün vücut fonksiyonları tek tek son buldu. Samanyolu TV belgesellerinde vahşi kaplanın pençeleri arasında can çekişen ceylanın son bakışları gibi dünya o an durdu! Uzaktaki bir çalının üzerindeki kuşlar bir anda havalanınca dünya kaldığı yerden dönmeye devam etti.Son damla ile bir de yıldız kaydı gökyüzünden. Kim bilir kaç kişi dilek tuttu o sırada? Kim bilir kaç kişi bir ölüm ile bir başlangıç hevesini eşleştirdi?

İşte ölüm gerçekleşiyordu.Göğüs kafesi son kez hava ile doldu ve bir anda bütün vücut o son nefesin verilmesi ile rahatladı. Bir bakıma bitmişti artık tüm vesvese. Muhtemelen tüm korkular yerini huzura bırakmıştı. Kimsenin göremediği o sahne gerçekleşmiş ve yeryüzünden beyaz bir bulutçuk, ona eşlik edenlerle birlikte gökyüzün katları arasında yolculuğuna başlamıştı.

Yerde uzanıyordu dünyada bıraktığı. Narin kavisli bilekleri, güzel yüzü ile öylece uzanıyordu bedeni. Tüm kadınlar gibi hala çok güzeldi. Bir kadının ona bahşedilen güzelliği konumuz olsaydı saatlerce yazardım. Sakın ha erkek olduğumu zannetmeyin. Zira bir kadın yazıyor bu satırları. Üstelik bahsettiğimgüzellik sadece fiziksel güzellikte değil. O ahenk ve karmaşa, tensel güzellikle başlayıp ince bir ruhun dünyasıyla son bulur. Hatta bazen sonsuzluğun ta kendisi bile olur. Bu narin ve nadir güzellik;bütüne anlam katan, evreni bütünleyen parçadır bazen bir noktada ve sadece kadında sürdürür varlığını. O kadar kaotik bir güzellik, o kadar insan ötesi bir sanat anlayışı! Çok başarılı desem günah olur mu acaba?

Her güzel şeyin bir sonu vardır diyen anonim söylemlerimiz haklı çıktı.Geride delik deşik bir beden, geçen haftadan kalma mordan sarıya dönüşen göz şişlikleri, fedakârlığının simgesi yıpranmış elleri, zaman zaman yaşadığı öfkelerin izini taşıyan alın çizgileri. İşte topu topu 50-55 kilo öylece orada uzanıyor fakat artık belki bir yığın gibi.

Bu bir cinayet! Hatta daha da ötesi, bu bir cinayet ile bir sanat eserinin katli. Üstelik faili meçhul bir cinayet de değil. Bir kasapmış bu kadının katili! Birde aralarında bir evlilik akdi varmış.Adamın işi kasaplık olunca kimse yadırgamamış kadının parçalanmış olma durumunu. Ya da şöyle mi desem kadını kocası vurunca kimse yadırgamamış bu halleri.

Adam ne yapsın kasaplık ruhu üzerine yapışmış bir kere. Keserde biçer de. Önlüğündeki kan lekeleri yıkasan da iz bırakır. Kan kokusu onu yatağında bile yalnız bırakmaz. Yıllar içinde eli kesmeye alışınca, kayıverdi kadının bedenine besbelli. Bu cinayet onun elinin kiri. Yıkar ve kir üç beş yıla kalmaz elinden çıkar. Üstelik o bu ülkede yalnızda değil. Böyle böyle kendini kasaplığa kaptırıp karısını biçen çok koca var.

Cinayeti ilk gören küçük bir kız çocuğu olmuş. Çığlığı toprak altındaki köstebekleri çok korkutmuş. Birer birer çıkmaya başlamış bu köstebekler ufak deliklerden. Sonra etrafa bir köstebek uğultusu dağılmış.

‘Vah yavrum Vah! Belliydi böyle olacağı.

‘Pek de gençti. İki tane çocuk da kaldı mı ortada!’

‘Çok döverdi rahmetliyi, sabahlara kadar kavga dövüş. En sonunda bunu da yaptı alçak kasap.’

‘Adamın işi kasaplık ahbap. Ya ne yapsaydı? Tablosunu çizip duvara mı assaydı?’

Köstebekleri bir tek köstebekler anlamış. Hiçbiri pişmanlıkta duymamış. Meraklarını giderince dönmüşler köstebek deliklerine. Aralarında insan olabilecek kadar cesur biri çıkmamış. Belki o cesarete sahip olsalardı o kadın bugün belki hala yaşarmış.

İnsanlar o sırada ağmaktaymış. İnsanlar üzgün, yorulmuş. Yüzleri kireç beyazı, boyunları bükük. İnsanlar durumdan çok utanmış. Bir erkeğe bahşedilen bu gizli nadide hazineyi ancak insan olan anlarmış.

Kasap eğmiş boynunu bir suçlu köpek yavrusu gibi. Dikkatten kaçmamış tabi ki bu kasabın iyi halleri. Üstelik bu katil adamın haklı bir nedeni var. Besbelli karısı boşanmak istedi ya da belki itaat etmedi. Nasıl unutur kadınlık vazifesini? Kimsenin görmediği bir anayasada yazmıyor mu bir kadının itaat etmesi gerektiği.

O yıldız da kaydı binlercesi gibi. O kan damladı ve etkilemedi hiçbirimizi. Aslında biliyorum bizlerde iyi insanlarız. Kimimiz toprak altında yaşamayı seviyor sadece. Kimimiz yağmur damlasında, romantizmin etkisinde.

Biliyorum, hepimiz iyi insanlarız aslında…

Selda Dinç

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir