Bir Düşün Öyküsü Bir Kâbusun Müziğine Dönüşürse

poe

Ve gözleri düş kuran bir şeytanın gözleri

Gibi,

Ve üstünden akan lamba ışığı zemine düşürüyor

Gölgesini;

Ve ruhum zeminde dalgalan bu gölgeden

Bir daha asla-alamayacak kendisini.

Kuzgun/E.A.POE

Poe’nun gölgesinden alamaz ruhumuz bir daha asla kendisini…

Öyküleri geceleri düş kaçıran görevi görür, gündüz düşlerimizde kuzgunu takip ederiz. Poe’nun ayak izleri sanatın pek çok dalında en çok da müzikte karşımıza çıkmaya devam eder. Zaten onun öykülerinde hep bir melodi yok mudur, karanlık temalı bir şarkıya benzer adeta her biri… Ölüm güzellemeleriyle dolu sembolizmi ve anormalliğin gözler önüne serildiği bir evrende, tuhaf hisseden ya da birden tuhaf hissetmeye başlayan karakterleriyle Poe, bağımlısı olduğumuz o kara esrimeyi yaşatır bize devamlı.

Poe’nun öyküleri zihinlerde karanlık melodilere dönüşüp dans etmeye başladığında, bir düş içinde düş yaşadığınızı hisseder ve seslere odaklanırsınız, kalp atışları, nefes alışları ve iç geçirmelerinin huzursuzluk yarattığı bu atmosferde arka planda eşsiz melodiler duymanız kaçınılmazdır,  çünkü bu melodileri bizzat Poe’nun karakterleri çalıyordur. Zaten Poe da itiraf etmiştir müziğin onu derinden heyecanlandırdığını. Ona göre müzik, şiir’in ruhunun veya fikrinin yetkinleşmiş halidir. Bu konudaki yorumlarının ardı arkası kesilmez ve “Marginalia” yazı dizisinde şöyle der: “Mozart ölüm döşeğinde ‘müzikte ne yapılabilineceğini görmeye başladı’ ve De Meyer ve kalanlar ise er geç bu özgün güzel sanat dalında ne yapılamayacağını anlamaya başlayacakları umut edilmekte”.

1

Peki, nasıl sarmalar müzik öyküleri ya da öyküler hikâyeleri?

Usher Evi’nin Çöküşü hikâyesinde Roderick Usher, karanlık ve melankolik olduğu kadar müzisyen ruhlu bir karakterdir. Gitarıyla çaldığı uzun doğaçlama ağıtları, özellikle de Von Weber’in Son Valsi’nin vahşi havasının tuhaf ve yoğunlaştırılmış versiyonunu çalması, hikâyeyi ve hikâyede geçen karakterleri acıyla doldurur. Bir de Poe’nun eserlerinin etkisiyle yaratılmış müzikler vardır ki bunların başında Fransız besteci ve müzikte empresyonist akımının öncülerinden Claude Debussy gelir. Debussy, Poe’nun Usher Evi’nin Çöküşü ve Çan Kulesi’ndeki Şeytan hikâyeleri üzerine bitmemiş operalar bestelemiştir. Norveçli gotik/progresif rock grubu Green Carnation’ın Acoustic Verses albümündeki Alone parçasını burada es geçmez olmaz. Poe’nun Alone(Yalnız) şiirini besteleyen grubun Norveç Bergen’de 30m yükseklikte Nåvatn-3 adlı ahşap bir barajda,  parçaya eşlik eden Norveçli keman virtüözü Leif Wiese ile gerçekleştirdiği konser gerçekten de şiirin hakkını verir, Poe’nun hayallerini görsel bir şölenle fiziksel dünyaya taşır.

Poe’nun öykülerine notalara ulaşmaya çalışılırsa ne olur?

Bu güne kadar pek çok grup konsept albümlerle ya da etkilendiği Poe öykü ya da şiirlerine besteler yaparak karanlığın müziğini yaptılar. Ancak bunların arasında 2009’da Alman plak şirketi Notariqon’un yayınladığı Various Artists – Tales of the Grotesque and Arabesque: a Tribute to Edgar Allan Poe bence aralarından en ilgi çekici olanı. Poe’nun aynı adlı öykü kitabından esinlenerek oluşturulan bu albümde çeşitli grupların/müzisyenleri bestelediği birbirinden güzel ambient, noise, dark wave ve neofolk parçaları yer alıyor. Arabesk ve grotesk olarak ikiye ayrılan bu kitapta Poe, arabesk bölümde zaman ve mekân dışı spiritüel karakterlerle bir tür kara romans yaşatırken, grotesk kısımda hiciv sanatını kullanarak gerçek kişileri alaşağı eder. Peki, bu öyküler aynı adı taşıyan bu toplama albüme nasıl mı yansır?

2A Dream Within A Dream, Art Abscons & Darklily’nin ellerinde tatlı bir melodiyle başlarken içinize habis bir his düşürür. The House of Usher,  Phalanx ikilisi ve White Rabbit ile etrafa saçılan derin synth’lerle korku etkisini notalara püskürürken, The Narrative of Arthur Gordon Pym, Barbarossa Umtrunk’un kullandığı tuhaf Fransızcayla, seslerle, sirenlerle huzursuzluk hissini albümün geneline yayar. Genellikle mid tempo giden parçalar, her bir grubun kendi iniş çıkışlarını taşır ve nevrotik vokallerle dinleyicilere seslenir. Parçalara ara ara bir sessizlik eşlik eder ve bir an durup neler oluyor diye etrafa göz atmak zorunda kalabilirsiniz ki o sesler hoparlörünüzden mi geliyordur gerçekten? Aynı Poe’nun karanlık ayrıntılarında kaybolduğunuz gibi kuzgun sesleri eşlik eder size, yoksa ölüm sizi takip mi ediyordur ne? O sırada Josef Nadek’den Hymn çalıyor olması ihtimali yüksektir.

Karanlık odalar, mezarlar, mahzenler (elbette şarap) ve en fenası olarak da üstüne gelen bir sarkacın transandant karanlığı Poe’nun mekânlarıdır. Bu mekânlarda olsa olsa Jörvallr’dan Shadow ya da Immundus’dan Spirits of the Dead çalıyordur. İşte tüm bu parçalar Various Artists – Tales of the Grotesque and Arabesque: a Tribute to Edgar Allan Poe toplama albümünde gecenin ıssızlığında, mum ışığı ve şarap eşliğinde dinlenildiğinde içinizdeki kimi demonları uyandırmak adına bir araya gelmiş gibidir.

Poe’nun kelimeleriyle inşa ettiği bu yol kederli, ıslak ve zifiri karanlık… Dikkat! Açık bıraktığınız kapıdan hezeyanlar sızabilir, mantık kılığına bürünmüş kâbuslar gerçeklik iddialarında bulunabilir hem de dillerinde döndürüp durdukları Poe şiirleriyle…

Ve Dedi Kuzgun Bir Daha Asla…

 

Zeynep Çolakoğlu

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir