Art Diktator: Müzik piyasasının beni anlaması umrumda değil

filhakikat_artdiktator

Çeyrek yüzyıla yakın bir müzik geçmişi olan ve görmezden gelinen şartlar ne olursa olsun üretmeye devam eden Art Diktator  sound olarak endüstriyel, gothic, disco, dark, rock gibi tarzları sıra dışı, provake edici şarkı sözleriyle birleştirdiği “Ultimo Disco Inferno’’ isimli yeni E.P’sini yayınladı.  Onunla hem yeni çalışmasını hem de müzik hayatını konuştuk.

Onun hikayesi oldukça sıradışı. Kendisi de hayatı da öyle zaten. O, Türkiye’de alternatif müzik adına ilklerin adamı oldu. Müzik piyasasının kurallarına karşı kendine Art Diktatör ismini koydu. Genç yaşlarda müziğe başlayan Hakan Nurcanlı üniversiteyi bitirip doktor ya da mühendis olmak yerine hayatını tutkuyla müziğe adadı. Şansızsızlıklara, önyargılara, parasızlığa rağmen  hiçbir şey onu yolundan alıkoyamadı.

Kulağa sert gelen Art Diktator ismini seçmesinin nedenini “Bu isim çalıştığım sanat disiplinlerinde bana hiçkimsenin herhangi bir standartı dayatamayacağı, benim hiçbir standarda bağlı kalmayarak, o standartları yıkarak ya da baştan yaratarak dilediğim gibi tasarlayarak üreteceğim manasına gelmektedir.  Bu felsefeyi aslen tüm hayatıma yaydım. Kendi manifestomda da belirttiğim gibi “Varolmak standartlara boyun eğenlerin değil, yıkıp geçenlerin başlarına konulacak bir taçtır!” diye açıklayan Nurcanlı  90’lı yılların ilk yarısında Deathroom  grubuyla Türkiye’de Extreme müzik adına önemli işler yaptı, öncü oldu. Deathroom ile sadece bir demo yayınladılar.  O günleri Art Diktator’e sorduğumda “Deathroom türünde Türkiye’nin ilk grindcore-death metal grubu olarak bilinir ve bilenler için efsanedir. Çıkarttığımız tek demomuz bugün hala türünün en iyisi olarak gösterilir.  Türkiye’de tam bu işleri piyasası oluşmaya başlamışken biz yaptığımız müzikten sıkılmıştık ve grup yurtdışına da açılamayınca zamanla yıprandık ve kendi isteğimizle dağıldık” diyor. Sonrasında  Türkiye’nin ilk gothic rock grubu olan Neoplast’la 1997-2008 yılları arasında müzik yapmaya devam eden ve müzik tarzını değiştirdiği için yumuşamakla suçlanan  Art Diktator “ Neoplast, Türkiye’de alternatif müzik, post punk  anlamında ilk gruplardandır ama anlaşılamamıştır. Kör ölür badem gözlü olur hesabı o da elbet tarihteki yerini bulacaktır.” diyor.  Ve ekliyor; “müzik piyasasının beni anlaması umrumda bile değil.”

filhakikat_artdiktator3

2006 yılında Neoplast ile bir çıkış yakaladıklarını ama devamını getiremediklerini söyleyen Art Diktator yıllarının emeği heba olduğu için üzülse de “müzikal savaşına” devam etti.  Art Diktator ismiyle  tek başına sahne almaya başladı. Sahnede altyapı üzerine vokal yapıyor ve bas gitar çalıyordu. O Sahnede çalarken  gösterilen  çizimlerde onun ürünü. Art Diktator o çalışmaların Türkiye’deki ilk renkli fetiş çizgi roman serisi olma özelliğini taşıdığını belirtiyor.  Üretimlerinde tüm şarkı sözleri, besteler ve çizimler Hakan Nurcanlı’ya ait. Mix, prodüksiyon, klip çekim-montaj, grafik, web sitesi,  hi-tech dünyaya ait her işi de Adviye Nurcanlı’ya ait. Nurcanlı ailesi “Türkiye’deki  en azılı ‘do it yourself’ ikilisi biziz” diyor.

 “Hiçbir işte dikiş tutturamadım. Zaten standart bir hayat kurabilseydim herhalde bu müziği yapmaya ihtiyaç duymazdım”

 Yaptığı müzik ve duruşuyla alakalı olarak insanların kendisi için söyledikleri de canını sıkmıyor değil; “Yıllarca bana poser (poz kesen, rol yapan) deyip durdular… Benim şartlarımda bu işi çoğu bir yıl sürdüremezdi. Konserden sonra eve dönecek param olmadığı için 20 kilometre yolu sabaha karşı aletlerle Taksim’den eve kaç kere yürümüşümdür hatırlamıyorum. Hep görmezden gelindim, dışlandım ama bunca yıldır ayaktayım. Hiçbir işte dikiş tutturamadım. Zaten standart bir hayat kurabilseydim herhalde bu müziği yapmaya ihtiyaç duymazdım. Ben bir poser değilim tüm poserların arasında ayakta kalmaya çalışan bir savaşçıyım.” Diyerek kendisini eleştirenlere cevabını veriyor Hakan Nurcanlı.

 

filhakikat_artdiktator.2jpgYaptığınız tarza siz ne ad veriyorsunuz?

Hiçbir zaman  müzikleri yaratıyorken  bir türe sokulamadım.  Zamanla oldu… Tüm yaptığım işlerin türleri sonradan bu işin ehli kişiler tarafından belirlendi…Mesela aslen benim Neoplast’ta başlarken yapmak istediğim  kafamdaki işleri yapacak aletlerim ve imkanlarım yoktu. Kafamda o müzikleri, o sesleri duyuyordum fakat üretemiyordum. Yurtdışında bir şekilde yaşamış, bu kültürü bilen insanlar da bana sesimin gothic rocka çok yatkın olduğunu söylüyorlardı. Ben de 80’ler soundunu yapacak imkanlarım olduğu için onu yaptım ve Neoplast son geldiği noktada oldschool bir gothic rock grubu oldu. Benim elimde o dönem hangi imkan varsa ona göre üretirim ancak hep üretirim.
Güncel olan son durum da şöyle; en yeni şarkılarımızdan oluşan 6 şarkılık “Ultimo Disco Inferno” adında bir EP yayınladık. EP şu an iTunes, Amazon vb. digital mağazalarda satılıyor. Ayrıca konserlerimizde satılmak üzere hardcopysini de bastık. Bu Ep’de bulunan şarkılar www.soundcloud.com/artdiktator adresinden dinlenebilir. Bu arada şu anki müziğimizi de tam bilindik bir türe sokamadık ama “dark energy” diye isimlendirmeyi uygun gördük.

“Yap çişini bebeğim”, “Çakallar aleminde orta malısın”, “Top”,  “Kırsal” gibi şarkılarınızın sıradışı şarkı sözleri var. Şarkı sözlerini nasıl bir ruh haliyle yazıyorsunuz?

 Özel bir şey kesinlikle yapmıyorum. Buna da karşıyım. Her ne yazdıysam otomatik olarak çıkmıştır… Şartlar sorumludur, ben değil… Türkiye’de bazı baskılar ayyuka çıkmışken aklımı kaçırmamamın tek yolu şarkı yazmak. Ben şarkı yazmak için değil, aslen kendimi ifade etmek için yazıyorum.

Art Diktator 20 yılı aşkın zamandır müzik piyasasının içerisindesin.  Geçmişte yaptığınız işler anlaşılamadı, önyargılara maruz kaldınız. Bugün durum nasıl?  

 Evet. 20 yılı geçtim. Çeyrek yüzyıla yaklaştı. Bugün ne değişti? Yığınlara ışık yakmaya çalışmak boşuna. Aydınlanma ne yazık ki bireysel. Toplumu oluşturan kişiler, kendi rahatları için her şeyi kolaylıkla satarlar. Bunun için yapılabilecek çok bir şey olduğunu düşünmüyoruz. Çünkü bu kişiler şekilsiz, adeta kemiksizler. Bizimse en büyük zenginliğimiz duruşumuz. Bu duruşumuzu korumak, hayatımızı toplumun istediği gibi değil, kendi dilediğimiz gibi sürdürmek tek idealimiz. Kafası aydınlık, kalbi temiz,ve ruhu özgür iki insan birbirine rastladığında neler olur tüm dünyaya göstermek istiyoruz.

Albümlerinizi kendiniz basıyorsunuz. Videolarınızı kendiniz çekiyorsunuz. Albüm kapağındaki çizim de sizin elinizden çıkma. Sahnedeki çizimler de size aitmiş.  Her şeyi sizin üstlenmeniz bilinçli bir tercih mi?

Her şeyi kendimiz üstlenmeseydik asla ayakta kalamazdık çünkü ülkemiz bizi görmezden geldi. Ancak şunu da belirtmeliyiz ki; yaratıcılığını, hayal dünyasını, bilgi ve becerisini bizimle paylaşmak isteyen tüm destekçilerimize de kapımız sonuna kadar açık. O gönüllü destekçiler bizim için çok değerli. Bize konser ayarlayan, bizimle sahneye çıkan, kliplerimizde rol alan  herkes Art Diktator’ün hem en büyük fanı, hem de en yakın dostları… Gerçekten kalpten güzel bir aile olduğumuzu her geçen gün daha çok hissediyoruz.

 Ali Mert Alan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir